Kayıtlar

Pretoryanizm Nedir?

Pretoryanizm silahlı kuvvetlerin kendilerini devletin, mevcut rejimin veya mevcut iktidar ve yöneticilerin koruyucusu olarak görmesi durumudur. Bu anlayışta ordu doğrudan veya dolaylı olarak ülke siyasetine ve gündemine yön verebilmekte gerektiğinde ise müdahalede bulunabilmektedir. Bu müdahalelerde ordunun tamamı veya ordu içerisindeki yüksek rütbeli kişiler ile onlara bağlı olan askerler aktif rol oynayabilirler. Hakkında Pretoryen kavramının kökleri Roma İmparatorluğu 'na kadar uzanmaktadır ve imparatoru koruyan askerleri temsil etmektedir. İmparatoru koruyan yüksek rütbeli ve seçkin muhafızlar merkezi otoritenin zayıf olmasından dolayı çeşitli olaylar sonucunda imparatoru devirip yenilerini atayacak kadar nüfuz sahibi olmuşlardır.  Pretoryanizm kavramı gerçek anlamda askeriyenin siyasi sistemi kontrol etmesi durumudur. Pretoryen anlayışın etkili olduğu yerlerde askerler yönetimi tam manasıyla üstlenmeseler bile yürütme gücü üzerinde egemenlikleri bulunabilir. Pretoryen anlay...

Paralel Devlet Nedir?

Paralel devlet, ilk olarak Amerikalı tarihçi Robert Paxton tarafından literatüre kazandırılmış; yönetim, organizasyon ve yapı olarak devleti andıran fakat devletin ya da hükûmetin yasal bir parçası olmayan organizasyonları tanımlayan bir ifadedir.  Genel olarak devletin politik ve sosyal ideolojisini kitlelere ulaştırır ve tanıtır. Türkiye'de Gülen hareketi; " Fethullahçı Terör Örgütü " ( FETÖ ) veya " Paralel devlet ", " Paralel devlet yapılanması " ( PDY ) olarak adlandırılır ve kabul edilir.

Fethullahçılar

Fethullahçılar, Fethullah Gülen 'in telkinleri ile bir araya gelen insanların oluşturduğu, 1960 'ların sonunda İzmir 'de ortaya çıkan, Said Nursi temelli öğretiye dayalı İslami bir cemaat ve istihbarat örgütüdür .  Özünde ve hedefinde laiklik karşıtı ve şeriatçı bir yapıya, dışa dönük ise ılımlı ve zararsız görünüme sahip olan Fethullahçılar, dini faaliyetlerinin yanı sıra; Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'nin anayasal kurumlarında meşru ve gayrimeşru yollarla hakimiyet sağlayarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetimini kendi ideolojisine göre dizayn etmeyi hedeflemektedir. Faaliyetlerini başta Türkiye olmak üzere çeşitli ülkelerde gerçekleştiren bir toplumsal hareket olarak ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Öte yandan Fethullahçılar; özellikle Türk emniyet birimlerinde ve Türk yargı organlarında örgütlenmiş ve kritik pozisyonlarda hakimiyet kurmuştur. Bundan dolayı bazılarına göre ise Fethullahçılar; siyaset, hükûmet, eğitim, medya, iş dünyası, kamusal ve kişisel ya...

1974 Genel Affı

1974 Genel Affı 15 Mayıs 1974 'te Genel Af teklifinin son maddeleri de TBMM 'de kabul edilince çıkarılması uzun süre konuşulan Af Kanunu kesinleşti. Başbakan Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan 'ın kurduğu Koalisyon Hükûmeti affı çıkardı. 19 Mayıs'ta cezaevlerinden tahliyeler başladı.  Sağmalcılar Cezaevi 'nden Af Kanunu'ndan yararlanarak serbest kalan 300 hükümlüden 56'sı adam öldürmek, 91'i hırsızlık ve gasp, 67'si esrar içmek, bulundurmak ve satmak, 13'ü kaçakçılık, 9'u ırza geçmek suçlarından 1-30 yıl arası ağır hapis cezasına mahkûm edilmişlerdi.  Diğerleri ise; silah bulundurmak, yaralamak, ölüme sebebiyet, sahtekârlık, dolandırıcılık, zimmet, hakaret suçlarından hükümlüydüler. Aktör Yılmaz Güney de aftan yararlanarak serbest kaldı.  " Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun " gereği yargılanan Kadir Mısıroğlu 'nun davası bu afla düştü. Fethullah Gülen 'in yargılaması da sona erdi. Türkiye Halk Kurtuluş Part...

Kayıp Trilyon Davası

Resim
Kayıp trilyon davası, 28 Şubat süreci sonrası, Refah Partisi'nin 1998 senesinde kapatılmasının akabinde, yöneticilerinden, ellerinde bulunan 896 milyar TL'lik, (1 trilyona yuvarlanan) hazine yardımını, devlete iade etmeleri istendi. Partinin, hazine yardımını devlete iade etmemesi üzerine, açılan davaya bu isim verilmiştir. Davada müfettişlerin yaptığı incelemelerde, paranın sahte belgelerle harcanmış gibi gösterildiği iddia edilmiştir. Dava sonucu RP başkanı Necmettin Erbakan 2 yıl 4 ay hapse mahkûm olmuştur. Yine RP'nin 68 yöneticisi 1 yıl ile 1 yıl 2 ay arası hapis cezası almıştır. Kayıp trilyon davasının, 28 Şubat darbe ortamında adaletle sonuçlanmadığını iddia eden, kapatılan Refah Partisi'nin yöneticilerinden Şevket Kazan, bu dava hakkında, bir kitap kaleme almıştır.[3] Kitabında yer verdiği, davaya konu belgelerin, "Yargılama aşamasında, ne bilirkişi ne de mahkeme tarafından dikkate alınmadığını" öne süren Kazan, kayıp olduğu belirtilen 896 milyar lir...

MİT Başkanı TR-326 ''İbrahim Kalın'' kimdir?

Resim
🔴MİT Başkanı TR-326 ''İbrahim Kalın'' kimdir? ✅ Prof.Dr. Necmettin ERBAKAN : ''Siyonizm bir timsaha benzer: Bu timsahın üst çenesi Amerika'dır, alt çenesi AB'dir, kuyruğu İsrail'dir, gövdesi müslüman ülkelerdeki işbirlikçilerdir.'' 🔹Bir zamanlar Washington’da Fethullahçı kurumlardan çıkmıyordu… 🔹FETÖ’nün para aktardığı Georgetown Üniversitesi’nin 2009 yılında hazırladığı “en etkili 500 Müslüman” listesine Fethullah Gülen’i 13. sıradan sokan oydu… 🔹FETÖ’nün Today’s Zaman’ının yazarıydı… 🔹Taraf’a en çok demeç verenlerden biriydi… 🔹Merve Kavakçı ile “kanka” gibiydi. Merve’nin babası Yusuf Ziya Kavakçı da Fethullah Gülen’e övgüler düzerdi… 🔹Yabancı medyada çalışan Türkleri fişleyen Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) kurucu başkanıydı… 🔹ABD'de eğitim almıştı… 🔹“Gölge CIA” diye bilinen Stratfor’un Türkiye’deki istihbarat kaynaklarından biriydi… 🔹Bir zamanlar “Amerika’nın Kalın Sesi” diye manşet atanların şimdi ne...

Kafir

Uzun yıllar önce Bursa’da bir davulcu yaşıyordu… Ramazan gecelerinde sahurda insanları uyandırmak için davul çalan adamcağız, geriye kalan 11 ayda ise düğünlerde, şenliklerde, mitinglerde hünerini sergileyip ekmek parasını kazanıyordu… Aradan yıllar geçti, davulcu yaşlandı ve aklına o güne kadar hiç düşünmediği bir soru gelip oturdu. Hayatını Ramazan ayları dışında içkili düğünlerde, eğlencelerde de davul çalarak kazanmış, kefen parasını da bu kazandıklarından bir kenara ayırmıştı… Aklını kurcalayan soru işte burada devreye giriyordu: — Acaba bu kefen parası caiz miydi, değil miydi?.. Düşündü, taşındı, Diyanet İşleri Başkanlığı’na danışmaya karar verdi… Durumu anlatan bir mektup yazıp aynı soruyu sordu. Gelen yanıtla başından aşağıya adeta kaynar sular döküldü: — Caiz değildir!.. Adamcağız, büyük bir üzüntü içinde hikâyesini dönemin en ünlü yazarlarından Hasan Pulur’a yazdı. Mektubu büyük bir şaşkınlık içinde okuyan Pulur, “Olaylar ve İnsanlar” köşesine taşıyıp adamcağızın hikâyesini v...