Kayıtlar

Önce Asker, Sonra Kahraman, Ardından da Amerika’ya Başkan Oldu

Resim
Üniversite okuyamadı; Önce Asker, Sonra Kahraman, Ardından da Amerika’ya Başkan Oldu  DWIGHT DAVID EISENHOWER (1890-1969)  “Karamsarlık asla bir savaş kazanamamıştır.”  “Savaşta planlar hiçbir şey, ama planlama her şeydir.”  Eisenhower Güçlü bir kişiliği vardı. Yirmi yıl boyunca, önce asker, daha sonra da devlet adamı olarak, hem kendi ulusu hem de dünya ulusları açısından uzun süre etkileri hissedilen kararlar aldı.  1940 ’larda Amerikan ordusunun subaylarından biri olarak, Avrupa ’daki tüm müttefik ordularının komutanı unvanıyla Hitler ’e karşı verdiği mücadele ile tanındı. Ama o, sıradan bir asker olarak kalmadı, müttefiklerin siyasi planlamasına da damgasını vurdu.  Bu etkisi II. Dünya Savaşı ’nın ardından patlak veren Soğuk Savaş esnasında da devam etti. Dünya politikasının en sıcak ve hararetli dönemlerine, 1945 ’te 4 milyon kişilik bir ordunun komutanı, ardından 1950 ’de Sovyet yayılmacılığına karşı kurulan Kuzey Atlantik İttifakı ( NATO )’nın ko...

HİÇBİR OSMANLI PADİŞAHI HACCA GİTMEMİŞTİR

HİÇBİR OSMANLI PADİŞAHI HACCA GİTMEMİŞTİR Yavuz Sultan Selim’den, yani Sultan’ın Mısır Seferi sonucunda Hicaz’ın Osmanlı Devleti’ne katılmasından sonra, Osmanlı padişahları saç ve sakal tıraşı olduklarında kesilen kıllar dikkatle toplanır, bir altın leğen içinde gülsuyu ile yıkanır ve güzel bir çekmece içinde biriktirilirdi.  Her yıl Hac zamanında, sürre-i hümayun ile İstanbul hacıları yola çıkarken bu çekmece sürre eminine teslim edilir, o da götürür, Medine’de Peygamberin kabri civarında bir yere defnederdi.  İşin ilginç yanı, aynı zamanda bütün Müslümanların halifesi olan Osmanlı padişahları her yıl sakal ve saç kıllarını Hicaz’a gönderdikleri halde kendileri hacca gitmemişlerdir.  Osmanlı hanedanından hacca giden tek kişi Fatih Sultan Mehmet’in küçük oğlu Cem Sultan’dır. Hanedan mensubu şehzadelerin de saray denetiminden uzak kalacakları ve siyasi bir etkinlik fırsatı bulabilecekleri endişesiyle hacca gitmelerine izin verilmemişti.  Osmanlı padişahları hacca gitm...

YAVUZ’UN 1000 ALTINI

YAVUZ’UN 1000 ALTINI  Solakzade Tarihi’nden bir alıntı daha:  “ Yavuz Sultan Selim babasının zamanında Trabzon valisi iken bir derviş kıyafetine girip İran ’a gider. Niyeti o memleketin durumunu kendi gözüyle görmektedir. Tebriz şehrinde misafir olduğu handa satranç oynayıp herkesi yenmeye başlayınca satranç meraklısı Şah İsmail ’e haber verilir, o da dervişi zuruna davet eder.  Sultan Selim ilk oyunda hatır sayarak yenilir. Fakat ikinci oyunda Şah’ı mat eder. Şah kızar ve elinin tersiyle dervişin çıplak göğsüne vurarak: “ Bre derbeder Âşık! Hiç şah olanlar mat edilir mi? Edebin yok imiş! ” der ve Şehzade’ye bin altın hediye verir.  Derviş huzurundan çıkıp atına bineceği sırada o bin altını kesesiyle beraber, kimseye göstermeden bir taşın altına saklar. Ertesi gece Tebriz’den kaçıp Trabzon yolunu tutar. Aradan yıllar geçer Yavuz Selim padişah olur.  Şah İsmail’i Çaldıran ’da mağlup ederek Tebriz şehrine girdikten sonra Şah’ın sarayına gider ve Sekbanbaşı Bal...

MEZARINDA BAŞI KESİLEN ŞEHZADE

MEZARINDA BAŞI KESİLEN ŞEHZADE  Solakzade Tarihi’nden : “ Yavuz Sultan Selim kardeşi Şehzade Ahmet ’in vücudunu ortadan kaldırttığı sırada Ahmet’in Murat ismindeki bir şehzadesi İran ’a kaçmıştı.  Dört yıl kadar İran’da kalan Şehzade Murat’ın o arada katledildiği ve katilin de bulunamadığı haberi gelmişti. Bir ara bu haberin doğru olmadığı, Şehzade Murat’ın gizlice Anadolu ’ya girerek Amasya ’ya geldiği ve etrafında bir takım adamlar toplayarak Anadolu’da bir ihtilâl çıkarmağa hazırlandığı söylendi.  Yavuz Selim derhal gizli tahkikata girişti ve bu rivayetin ucu Amasya şehrinde bir nalbanda dayandı.  Nalbant derhal tevkif edilerek İstanbul ’a gönderildi, inkâr etmedi ve şöylece anlattı: “ Bir gün dükkânımda işimle meşgul idim. Bir derviş geldi, karşımda boynunu büküp içini çekti ve ah etti. Devamlı yüzüme bakardı ve bir şey söylemek ister görünürdü, birkaç gün bu manzara devam etti, nihayet acıdım : “ Ey âşık! Yoksa bir sevgili yârinden mi ayrı düştün? ” diye sord...

TÜRK VERGİSİ

TÜRK VERGİSİ  Osmanlı Devleti’nin 1521’de Belgrad’ı, 1522’de Rodos’u fethetmesi ve 1526’da da Mohaç’ta zafer kazanmasının ardından batı dünyasında büyük bir panik yaşanmış ve çeşitli kentlerde toplanan Alman Meclisleri Türklere karşı ordu toplayıp sefer düzenleyebilmek için “Türk Vergisi” adı altında yeni bir vergi konulmasını kararlaştırmışlardı.

İSTANBUL’DA KÜÇÜK KIYAMET

İSTANBUL’DA KÜÇÜK KIYAMET 10 Eylül 1509 ’da İstanbul dünya tarihinin en şiddetli sarsıntılarından biri olduğu tahmin edilen bir depremle adeta yerle bir olmuştu.  Halk arasında “ kıyamet-i suğra ” ( küçük kıyamet ) denilen depremde o zamanlar 160.000 nüfus ve 35.000 yerleşim birimine sahip olan İstanbul’da aralarında Osmanlı hanedanı üyelerinin de bulunduğu 13.000’den fazla insan ölmüş, on binlerce insan yaralanmış ve 1000’den fazla ev tamamen yıkılmış binlercesi de hasar görmüştür.  Tarihi Yarımada ve Pera ’nın bazı bölgelerinde yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları oluşmuş ve deprem ‘ tsunami ’ye neden olmuştur. Tsunami şehrin surlarını, Galata ve Suriçi ’ndeki birçok duvarı aşmış ve ağır hasara neden olmuştur.  Deprem o kadar büyüktü ki Edirne, Gelibolu ve İznik ’te bile önemli hasarlar meydana getirmiş, hatta Yunanistan ’dan Nil Deltası ’na ( Mısır ) kadar geniş bir bölgede hissedilmiştir. Depremin artçısı olduğu zannedilen irili ufaklı çeşitli depremler de ta 1...

DÜNYANIN İLK BELEDİYE YASASI

DÜNYANIN İLK BELEDİYE YASASI  Sultan II. Bayezid zamanında, 1502 yılında yürürlüğe giren kanun, Kanunname-i İhtisab-ı Bursa ( Bursa Belediye Yasası ) dünyanın bu alanda düzenleme yapan ilk ve en önemli yasal metinlerinden biridir.  Bu fermanda hayvan ürünleri, türlü sebze-meyve, tuz, ekmek, sanayi ürünleri, tekstil ürünleri, tarımtahıl ürünleri, orman ürünleri, deri ürünlerinin satışları, konulacak fiyatlar ve kaliteleri bir standarda bağlanmıştır.  Bu standartlardan bazıları şunlardır:  Çörekler : Ekmek ağırlığının yarısı olup, ak undan olacak ve unun bir kilesine bir okka (400 dirhem) yağ konulacak.  Meyveler : Kaplı (yeşil kabuklu) fındığın kaplı olarak bir okkası, bir akçeye olacak. Kapsızın 200 dirhemi, bir akçeye olacak ve mevsimi geçtikten sonra 125 dirhemi, bir akçeye olacaktır.  Sebzeler : Aş kabağına (taze kabak) üç gün narh olmayacak. Üç günden sonra üç okka, bir akçeye olacak. Haftasında 4 okka, ikinci haftasında 5 okka, üçüncü haftasında 6 o...