Önce Asker, Sonra Kahraman, Ardından da Amerika’ya Başkan Oldu
Üniversite okuyamadı; Önce Asker, Sonra Kahraman, Ardından da Amerika’ya Başkan Oldu
DWIGHT DAVID EISENHOWER (1890-1969)
“Karamsarlık asla bir savaş kazanamamıştır.”
“Savaşta planlar hiçbir şey, ama planlama her şeydir.”
Eisenhower Güçlü bir kişiliği vardı. Yirmi yıl boyunca, önce asker, daha sonra da devlet adamı olarak, hem kendi ulusu hem de dünya ulusları açısından uzun süre etkileri hissedilen kararlar aldı.
1940’larda Amerikan ordusunun subaylarından biri olarak, Avrupa’daki tüm müttefik ordularının komutanı unvanıyla Hitler’e karşı verdiği mücadele ile tanındı. Ama o, sıradan bir asker olarak kalmadı, müttefiklerin siyasi planlamasına da damgasını vurdu.
Bu etkisi II. Dünya Savaşı’nın ardından patlak veren Soğuk Savaş esnasında da devam etti. Dünya politikasının en sıcak ve hararetli dönemlerine, 1945’te 4 milyon kişilik bir ordunun komutanı, ardından 1950’de Sovyet yayılmacılığına karşı kurulan Kuzey Atlantik İttifakı (NATO)’nın komutanı ve 1953’te de Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanı olarak şahitlik etmişti.
Askeri kariyerinin durağan günlerine denk gelen 1930’larda ise, yukarıdaki birbirinden cafcaflı bu görevlerden hiç biri aklından bile geçmiyordu oysa.
1940’ta yüzbaşılığa yükseldiğinde, 1920’lerdeki düşüncelerinde bir değişiklik olmuştu. O zaman için yeni bir dünya savaşı beklenmediği için, devresindeki diğer subaylar gibi rahat bir emekliliğin hayallerini kurmakla meşguldü. Bununla birlikte her şeyden önce bir askerdi ve her zaman silaha sarılmak için hazır beklediği inkâr edilemezdi.
Dwight David Eisenhower, dünya tarihinin en kanlı ve büyük savaşında, çokuluslu müttefik güçlerinin kumandanlığını yapmış, II. Dünya Savaşı’nda Mihver Devletleri’ni yenen Müttefik saldırılarını planlamış ve hayata geçirmişti. Bunu yaparken, birbirinden tamamen değişik müttefik güçlerini koordine ve idare etme başarısını göstermiş, emri altındaki inatçı kumandanları yönlendirme konusunda sıra dışı bir kabiliyet sergilemiş ve bunun sonucunda da tüm dünyayı Nazi ve Japon savaş canavarlarından kurtaran orduya komutanlık etme şerefini yaşamıştı.
Eşi Mamie ile birlikte askeri öğrencilik yıllarında görülen Eisenhower, iki dünya savaşı arasındaki zaman diliminde askerliği bırakmayı düşünmüş, komutanı kendisi bu kararından vazgeçirmişti.
Üniversite okuyamadı, asker oldu Texas eyaletindeki Denison kasabasında 14 Ekim 1890’da dünyaya gelen Eisenhower, küçük yaşlarda ailesiyle birlikte Kansas eyaletindeki Abilene’ye taşındı.
Çocukluğu orda geçti. Düşük gelirli bir aile olmaları, ebeveynlerinin dindarlığı, Eisenhower’ın üzerinde büyük bir etki bırakacaktı. İdeal orta sınıf Amerikan ailesini temsil ediyorlar; bütün aile birlikte çalışıyor; hatta sebze ve meyvelerini bile kendileri yetiştiriyorlardı.
Üniversiteye girme başarısı gösteremeyen Eisenhower, doğrudan hayata atılmak adına orduya girmeye karar verdiğinde, hayatının en önemli kararını aldığının bilincinde değildi muhtemelen.
Elliden fazla general çıkaran 1915 devresinin bir üyesi olarak West Point Askeri Akademisi’nde futbol oynamıştı. Akademiyi vasat bir ortalamayla bitiren genç Eisenhower’ın ilk görev yeri piyade birliği oldu. Kariyerinin ilk günlerinde piyadeleri ve yeni organize edilen tankçı tugaylarını yetiştirme konusunda sergilediği performansla sivrilmiş, henüz o yıllarda, zırhlı birliklerin geleceğin savaşlarında önemli roller oynayacağı fikrini savunmaya başlamıştı.
Ford Leavanworth’taki tank okulunda görev yapmasının ardından 1918’de Geftysburg’daki tank eğitim merkezi kumandanlığına atandı. Her ne kadar I. Dünya Savaşı’nda cephede görev alma şansı yakalayamasa da, cephe gerisinde görev yapmış ve dönemin hızlı terfi sistemi sayesinde 1920’de binbaşılığa yükselmişti.
Normandiya Çıkartması’nın yapılması fikrini ortaya atıp, ardından da hayata geçiren Eisenhower, İngiltere’deki karargahından, çıkartmaya katılacak müttefik birliklerine gönderdiği mesajda şöyle sesleniyordu:
‘Müttefik Seferberlik Gücü’nün askerleri, denizcileri ve havacıları! Aylardır çabaladığımız büyük haçlı seferine çıkmak üzeresiniz. Tüm dünyanın gözü üzerinizde. Özgürlük seven insanların umutları ve duaları her yerde sizinle birlikte.’
Eisenhower, çıkartmanın hemen öncesinde hava indirme birliklerinin komutanlarına son talimatlarını verirken görülüyor.
Ancak I. Dünya Savaşı sonrasındaki barış döneminde ordudaki terfi sistemi değişmiş ve yarbay olacağı 1936’ya dek binbaşı olarak kalan kahramanımız kısıtlı asker maaşıyla ailesini geçindirmeye çalışmıştı.
Ancak Eisenhower, durgunlukla geçen bu uzun yılları boş geçmeyerek, kendisini geliştirecekti. Sırasıyla Kansas Fort Leavenforth’da kurmay okulunu bitirmiş, 1929’da, üzerinde büyük bir etki bırakan General Jon Joseph Pershing’in emrinde görev yapmış ve I. Dünya Savaşı’nda gerçekleşen çarpışmaları analiz eden bir kılavuz hazırlamıştı.
1935’deyse Genelkurmay Başkanlığı’nda, bir başka efsaneyle, General Douglas MacArthur’la birlikte çalışacak, 3 yıl boyunca Filipinler’de ona danışmanlık yapacaktı.
Başkanlığının son günlerinde yaptığı konuşmada ülkedeki silah sanayisinin haddinden fazla gelişmeye başladığını ve bunun iyi olmadığını söyleyen Eisenhower, “Yapılan her silah, suya indirilen her savaş gemisi ve ateşlenen her roket, açların yemeğinden, çıplakların giyiminden başka bir şey değildir” diyecekti.
II. Dünya Savaşı’nın en büyük komutanı olarak tarihe geçen Eisenhower, savaştan sonra da “Kimse bana savaştan bahsetmesin. Meraklı olan gidip savaşır. Ben gördüklerimden sonra savaş fikrinden nefret ettim.” diyecekti.
1941’de tuğgeneral rütbesiyle astlarının selamını alan Eisenhower her ne kadar pırıltılı kurmaylık kumaşıyla dikkat çekse de, o zaman bile yeteneklerini keşfedenlerin, onun 3 yıl içinde çok hızlı bir şekilde rütbelerini yükselteceğini ve Avrupa’daki müttefik kuvvetlerinin başkumandanı olacağını tahmin ettikleri şüphelidir.
Eisenhower’ın performansı, Pershing ile MacArthur üzerinde bıraktığı olumlu izlenimle perçinlenmiş, dönemin Genelkurmay Başkanı George Catlett Marshall, Pearl Harbour’un bombalanmasından kısa bir süre sonra onu, Operasyon Bölüğü’nün başına atamıştı.
Eisenhower, Nazileri Avrupa’da yenen ilk kumandan olurken, Pasifik cephesinde Japonların kuşatılmasını öngören planların hazırlanmasında da önemli bir rol oynamıştı. Marshall’ın İngiltere’de toplanan Amerikan güçlerinin kumandasını vermek ve Tümgeneralliğe yükseltmek için tercihi yine Eisenhower oldu.
Tarihler 1942’yi gösterdiğinde Eisenhower, Korgeneralliğe yükselmiş, Kuzey Afrika’nın Almanlardan kurtarılmasını hedefleyen Torch Operasyonu’ndaki Amerikan güçlerinin kumandasını devralmıştı.
Özellikle bu operasyon esnasında Kasserine Geçidi’nde kilitlenen Amerikan birliklerini, alt komuta kademesinde yaptığı yerinde değişikliklerle çözmeyi başararak, Almanların efsane generali Rommel’in Afrika’daki birliklerine zor anlar yaşattı.
Afrika’dan İtalya’ya intikal eden Amerikalı General, Nazileri İtalyan yarımadasından püskürtürken, Mussolini’nin ordularını da teslim olmaya zorluyordu. Bu esnada, her biri kendi çapında marka olan Bernard Law Montgomery ve George S. Potton gibi başına buyruk ama bir o kadar da başarılı astlarını kontrol etmedeki yeteneğiyle de dikkat çekmişti.
Orgeneralliğe yükselen Eisenhower, Afrika ve İtalya’daki başarılarının ardından Aralık 1943’te Avrupa Müttefik Sefer Gücü Yüksek Komutanlığı’na atandı. Bu kez önünde zorlu bir görev vardı.
Tarihin seyrini değiştirecek bir görev: Normandiya Çıkartması. Normandiya Çıkartması’nı planlayıp hayata geçirdi Eisenhower’ın görevi, Fransa’daki Alman işgalini sona erdirmeyi hedefleyen Overlord Operasyonu’nu (Normandiya Çıkartması) planlamak ve hayata geçirmekti.
Eisenhower’ın komutasındaki müttefik güçleri, Normandiya’ya yaptıkları başarılı çıkarmanın ardından, Almanya’nın içlerine doğru ilerlemeye başladı. Tabi işlerin her zaman iyi gittiği söylenemezdi.
Hollanda’yı Nazi işgalinden kurtarmak için havadan düzenlenen Market Garden Operasyonu’nun başarısızlıkla sonuçlanması ve ardından Almanların Adennesse’deki sürpriz karşı saldırısından sonra müttefikler tekler gibi olsa da, Eisenhower’ın ordusu Ren nehrini geçerek, Berlin’e ilerlemeye başlamıştı.
Hitler’in son savunma planları hakkında elde edilen yanlış istihbarata dayanarak aldığı tartışmalı bir kararla Berlin’e ilerlemekten vazgeçen Eisenhower, savaşın son bulacağını düşündüğü Münih’in güneyindeki tepeleri kuşattı. Bu belki de göz kamaştıran kariyerinin en talihsiz kararıydı. Zira Berlin’i alıp savaşa son noktayı koymak, Kızıl Ordu’ya nasip olacaktı.
Savaşın ardından Eisenhower, 1948’de Columbia Üniversitesi’nin başkanı olmak için istifa edeceği güne kadar Marshall’ın yerine atandığı Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturdu. Üç yıl sonra NATO’ya liderlik etmek için tekrar Avrupa’ya dönmüştü.
1952’de Cumhuriyetçi Parti’den başkanlık seçimine girince, bugüne kadarki en yüksek oy oranını yakalayarak, Amerika’nın 34. Başkanı oldu. İktidarı sırasında Kore Savaşı’nı sonlandırdı. İki dönem peş peşe yaptığı başkanlığın ardından emekliye ayrılarak, Pennsylvania Gettysburg’daki çiftliğine yerleşti.
28 Mart 1969’da Washington D.C’de 78 yaşında hayata gözlerini yumdu. Sıklıkla savaşlarda ön cephelerde yer almadığı için eleştirilmesine rağmen, zor kararların alınması ve uygulanmasındaki becerisiyle bu eleştirileri geçersiz kılmayı başarmıştı.
Geleneksel anlamda eli silahlı bir savaşçı olmasa da, stratejik düşünmedeki başarısı, idareciliği ve doğru zamanda doğru yerde olmayı bilmesiyle, her zaman kendisine güvenenleri haklı çıkardı. Koalisyon oluşturma ve ekip çalışmasını teşvik etmedeki sabırlı liderliği ve kabiliyeti olmasaydı, Müttefikler, kendilerine zaferler kazandıran devasa operasyonları gerçekleştiremezdi.
NOTLAR
• Çocukluğunda disiplin ile arası iyi değildi. Hatta disiplin cezasından dolayı sınıfta kaldığı da olmuştu.
• West Point Askeri Akademisi’nde okurken oynadığı futbolla sivrilmiş ‘Kansas Kasırgası’ unvanı ile anılır olmuştu.
• İki dünya savaşı arasındaki durağan dönemde ordudan ayrılmaya kalkışmış, Komutanı General Fox Conner, kendisini bu kararından vazgeçirmişti.
• Normandiya Çıkarması fikrinin mimarı oldu. • İsminden ziyade ‘Ike’ (Ayk) kısaltması ile anıldı.
• İyi bir aşçıydı. Latin çiçeği kullanarak kendi türettiği sebze çorbası literatüre girdi.
• İncil’i ve Shakspeare’in eserlerini okumayı severdi.
• Pilot lisansı alan ilk Amerikan Başkanı olmuştu.
• 1954 yılında nükleer silahlarla sağlanacak caydırıcılıkla sürekli bir barış sağlamayı hedefleyen ‘Barış için Atom’ programını başlattı.
• 5 Ocak 1957’de Komünizmin yayılmasını engellemek için Orta Doğu ülkelerine askeri ve ekonomik yardım yapılmasını öngören ünlü Eisenhower Doktrini’ni açıkladı.
• Türkiye’yi ziyaret eden ilk Amerikan Başkanı oldu.
• Vietnam’ın kaybedilmesi durumunda Amerika’nın bölgedeki diğer müttefiklerinin de domino taşları gibi devrilerek Çin ve Sovyet etkisine gireceklerini öngören Domino Teorisi’ni ortaya atan oydu.
• 17 Mart 1960’da CIA’nın Castro’yu devirme planını kabul etti.
• Oğlu John S. D. Eisonhower da Amerikan ordusundan general rütbesiyle emekli oldu. Belçika’da büyükelçilik yaptı ve aralarında babasının hayatını anlattığı birinin de bulunduğu bir dizi kitap yazdı.



Yorumlar
Yorum Gönder