Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Osmanlıda Seks ve Nasrettin Hoca

Nasreddin Hoca...  Türk mizah sanatının en eski örneklerinden sayılan Nasreddin Hoca öykülerinin yüzyıllar öncesinden kalan ilk versiyonlarında, ana tema cinselliktir.  Nasreddin Hoca üzerine çalışan araştırmacılar, ilk dönem öykülerindeki cinselliği halk düşünce ve felsefesinin gerçekçi ve sınırlama konmamış bir ürünü olarak niteliyorlar.  Bu şekilde öykülerin kaydedildiği ve 16. yüzyıldan kaldığı sanılan elyazmalarından biri, Hollanda'nın Groningen Üniversitesi Kitaplığı'nda (Cod. Gron. a g 8) saklanıyor.  Yazmada bulunan 75 öyküden bir kısmı, cinsellikle ilgili. Metin ilk kez, K.R.F. Burill tarafından bilimsel bir dergide, orijinal dili ve bugünün Türkçesi'ne uyarlamasıyla birlikte yayınlanmıştı (Archivum Ottomanicum, Tomus II, Anno 1970).  Günümüzde de rahatça anlaşılabilecek bir dille yazılmış olan bu fıkraların bazılarını, çok küçük değişiklikler yaparak veriyoruz:  *  "...Nasreddin Hoca, bir gün Sivrihisar'da vaaz ederken demiş: "Müslümanlar, bu...

Dalkavuklar

Dalkavuklar Bugün dalkavukluk bir ruh ve tıynet meselesidir; iş, meslek olmaktan çıkmıştır. Tanzimat ’tan evvelki devirde ise, dalkavuklar, kâhyaları, nizamnameleri ve narhları olan bir esnaf zümresiydi. Topkapı Sarayı arşivinde I. Mahmud devrine ait kime hitap ettiği belli olmayan bir arzuhal bulunmuştur ki bugünkü yazı dilimize çevrilmiş sureti şudur:  “ Devletli, inayetli, merhametli efendim, Kimsesiz dalkavuk kullarınızın arzuhalidir: Her sene Ramazan-ı Şerif geldiğinde, İstanbul’da, davetli davetsiz iftarlara gideriz; ulemanın, rical-i devletin ve sair büyüklerin, mevki sahiplerinin sofralarında çeşitli nefis yemekler, şerbetler, türlü türlü reçeller, tavukgöğüsleri, elmaspareler, helvalar, kaymaklı baklavalar, ekmekkadayıfları, süzme aşureler, hoşaflar yer ve içeriz; üstüne göbek tütünü ve kahveyle ikram görürüz. Lakin içimizde bazı terbiyesizler bulunup edebe uymayan hareket ve tavırlarıyla velinimetlerimiz efendilerimizi gücendirmekte, zararı da hepimize dokunmakta...

Maymunların idamı

Maymunların idamı Eski yelken ve kürek devri gemiciliğinde, her gemide birkaç tane talimli maymun bulunurdu. Bunlar, açık denizde gemilerin direklerinin ta tepesine tırmanarak korsan gözcülüğü yaparlardı; gayet keskin olan gözleriyle ufukta bir gemi gördükleri zaman bağırarak haber verirler, gemiciler de bir korsan cengine hazır bulunurlardı. İstanbul’un yelken, halat, makara, kürek, zift, varil, lenger, hülasa bütün gemi teçhizat ve levazımının satıldığı yer, Galata’da, iki köprü başı arasındaki sahaydı. Gazi Köprüsü başında Sokullumehmetpaşa Camii (Azapkapısı Camii) civarında da bir sıra maymuncu dükkânları vardı; tersane gemileri ve sair tüccar gemileri için talimli maymunlar burada satılırdı. III. Murad’ın hocası Abdülkerim Efendi gayet mutaassıp, asabi, her aklına geleni yapan, padişah üzerindeki nüfuzuna dayanarak hiç kimseden korkmayan bir adamdı. Güzel konuşur, camilerde vaaz ettiği zaman dinleyicileri kendisine meftun ederdi. Bir gün, hoca efendi bir kitapta “Maymun fuhşa ...

FIKRA ARŞİVİ

Tilki ile Oduncu Tilkinin biri, arkasına düşen avcılardan kurtulayım derken karşısına bir oduncu çıkmış: - “Bir yer göster de saklanayım!” diye ona yalvarmış. Oduncu: - “Benim kulübeye gir, orada görmezler seni” demiş. Az sonra avcılar gelmiş, oduncuya: - “Buralarda bir tilki görmedin mi?” diye sormuşlar. Oduncu ağzı ile “Görmedim!” demiş, ama bir yandan da eliyle işaret edip hayvanın nereye saklandığını göstermiş. Avcılar oduncunun dediğini duymuş, eline bakmamışlar. Tilki onların geçip gittiğini görünce saklandığı yerden çıkmış, hiçbir şey söylemeden uzaklaşmak istemiş. Oduncu şaşırmış: - “Nasıl oluyor! Sana iyilik ettim, canını kurtardım, sen bana bir teşekkür bile etmiyorsun!” diye siteme başlamış. Bunun üzerine tilki: - “Ben sana teşekkür ederdim, ederdim ama dilinle elin birbirine uymadı ki!” demiş. ---------- Saka Kuşu ile Yarasa Bir saka kuşunu kafese koyup pencereye asmışlar. Bu kuş geceleyin öter dururmuş. Yarasanın biri ta uzaktan duymuş sesini, yaklaşıp sormu...

Türkiye'de Dış Borç Tarihi

Türkiye'de Dış Borç Tarihi Cumhuriyet öncesi 1683 yılında Viyana Kuşatması'nın başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Osmanlı İmparatorluğu, Karlofça Antlaşması ile toprak kaybetmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti kaybettiği toprakları geri kazanma siyaseti izlemiş; başlayan İran Savaşı, Rusya'nın denizlere serbest geçmeye çalışması Osmanlı'yı sürekli bir savaşın içinde tutmuştur. Bu esnada tüm tarım alanları ve madenler savaş bölgesi içerisinde kaldığından devlet geliri düşmüştür. Devlet geliri düşünce vergiler artırılmıştır. Tarım ile uğraşan kesim vergiden kurtulmak için tarımı bırakarak İstanbul, Edirne, Bursa gibi büyük şehirlere göç etmeye başlamıştır. Vergi gelirinin düşmesi, Osmanlı Devleti'nin maaş ödeme sıkıntısına düşmesine neden olmuş. Bir taraftan çalışanların tarımdan devlete kayması, bir taraftan kaybedilen topraklar nedeniyle vergi gelirlerinin düşmesi, sıkıntıları artırmıştır. Sıkıntılar sonucunda 19. yüzyıl başlarında halktan altın ve gümüşler to...

Kur'an Yasaktı Camiye Gideni Dövüyorlardı!

Kur'an Y asaktı Camiye Gideni Dövüyorlardı! Atatürk 1924 sinemalarında dini ve mili sıcaklıktaki eğitici filmler yasaktır.  Hani bunların din düşmanıydı? Atatürk 1924...  Diyanet cami ve mescitlerdeki görevlilerin hizmet yıllarını, yaşlarını, maaşlarını ve yeterlilik derecelerini bildiren bir defter hazırlama talimatı verilmiştir. Hani camiler damgalanmıştı imam müezzin yoktu.  Kur'an Yasaktı Camiye Gideni Dövüyorlardı! Keşke Yunan kazansaydı diyenler kazansaydı ne oluyormuş? Yunan askerleri 1921'de Çorlu'da ezan okuyan müezzine ateş etmiş, kadınlara tecavüze yeltenmiş, çarşaf giyen kadınların çarşaflarını yırtmış resmi belgesi. İngiliz dostu fesliler Mısıroğulları sevdalıları burda mı? 1922 yılında İngiliz askerleri Ümraniye'de ezan okuyan bir müezzine ateş açmış.  İşte belgesi. 1923 Trakya'da ezan okumak isteyen müezzin Rumlar tarafından engelleniyor. İşgalci Yunan askerleri Rumları koruyor. Keşke yunan kazansaydı diyen püsküllüler şeriatı yunan getirec...

Türban Türkiye'ye nasıl girdi?

Resim
Türban Türkiye'ye nasıl girdi? "Türkiye'de kanlı pazar olayını kışkırtan islamcı-(MI6) ajanı Mehmet Şevki Eygi'nin gazetesinde köşe yazıları yazan Şule Yüksel Şenler, o yıllarda Anadoluyu gezip kadınlara "başlarına türban bağlamazlarsa cehennemde yanacaklarını" söyler. 1960'larda türbana "Şulebaş" denirdi. Tesettürün nasıl yapılması gerektiğini Anadolu'yu il il gezerek anlattı. Şule hanımı türbana sokan kişi ise Alman CIA ajanı Rotraud Scheer'dir. Bu Alman kadın Said-i Nursi cemaatinden Muhsin Alev ile evlenmişti.  Daha sonra bu Alman kadının ismi değişti, Cemile Alkonavi oldu. Nursi'ci eşi de Muhsin Alkonavi olmuştur. Şule Yüksel Şenler bu Alman kadınla illeri gezerek "bakın o eski bir hristiyan ve komünistti, ancak şu an tepeden tırnağa tesettürlü" diyerek. Türkiyede bu Alman kadınla beraber türban propagandasına başladılar. Alman kadınla beraber illeri gezerken alman kadının 6 yaşındaki çocuğu mikrofonu alıp bağırarak to...

Halife Abdülmecid Efendi’ye Trafik Cezası Kestiler

Resim
Bir zamanlar Osmanlı...! Fransız ve İtalyan polisleri 27 Aralık 1922’de Galata Köprüsü’nden otomobiliyle geçen Halife Abdülmecid Efendi’ye trafik cezası kestiler. Makbuz Dolmabahçe Sarayı’nda bulunuyor. "Bir zamanlar Osmanlı...!   Fransız ve İtalyan polisleri 27 Aralık 1922’de Galata Köprüsü’nden otomobiliyle geçen Halife Abdülmecid Efendi’ye trafik cezası kestiler. Makbuz Dolmabahçe Sarayı’nda bulunuyor." (İçinde tarihi ceza makbuzunun fotoğrafı var) Bu belge orijinal mi"Grok'un cevabı (orijinal yanıt): "Evet, belge orijinal görünüyor. Çeşitli tarih kaynakları (Belgesel Tarih, Ekşi Sözlük vb.), Fransız ve İtalyan polislerinin 27 Aralık 1922'de Halife Abdülmecid Efendi'ye Galata Köprüsü'nde kestiği trafik cezasını doğruluyor. Makbuzun Dolmabahçe Sarayı arşivinde saklandığı belirtiliyor." Sonra senin yorumun  "Mahkemeye itiraz etmek için saklanmış olmalı; Kısaca olay: 27 Aralık 1922'de İstanbul işgal altındayken (saltanat kaldırılmış ama...

Yolsuzluğun-çürümüşlüğün ödüllendirildiğini dürüstlüğün fedakarlık haline gelişini

Resim
Bir gün,  Üretmeyenlerden izin almadan bir şey yaratamayacağını fark ettiğinde;  Paranın mal veya hizmet üretenlere değil, ayrıcalık kullananlara yöneldiğini gördüğünde; Yaşayanlardan birçok kişinin çalışarak değil, yolsuzluklarla zenginleştiğini anladığında; Yasaların seni onlardan korumak yerine, onları senden koruduğunu fark ettiğinde; Yolsuzluğun-çürümüşlüğün ödüllendirildiğini dürüstlüğün fedakarlık haline gelişini keşfettiğinde,  O zaman, toplumunun mahkum olduğunu tereddütsüz bir şekilde söyleyebilirsin. Ayn Rand

Adalet er yada geç yerini bulur..!!!

Resim
Akp gençleri kaybetti..  Emekliyi kaybetti..  Çiftçiyi kaybetti..  İşçiyi kaybetti..  Memurun bir kısmını kaybetti..  Elinde bir kısmı memur ve yalakalar kaldı.. Kul hakkı sadece  Birisinin parasını  Yemek değildir..!!!  Karşımızdaki kişinin  farklılıklarını Sömürmek,  Psikolojisini alt üst etmek,  Hayallerini çalmak da  Bir kulun hakkını girmek..!!!  Adalet er yada geç yerini bulur..!!!  Alma mazlumun ahını,  Çıkar aheste aheste..!!!

Ben sizin Han'ınızım, bu da benim Han'ım

Resim
Araplar eşlerini "avrat" diye çağırır, manası 'edep yerleri, zaaf ve kusurlar' demektir.  Türklerde hanım diye çağırırdı yani evimin sahibi..  İşte aradaki fark.  Rabia Arapça'da “dördüncü” demektir.  Öyle sanıldığı gibi mübarek ve anlamlı bir isim değil. Çünkü Arapların hayatındaki kız çocuklardan sayılmadığı için, kızı olanlar isim vermez numara verirlerdi.  Vahidenin adı yoktu, birinci demekti.  İlk doğan kıza verilen numaraydı.  Saniye ikinci demekti, ikinci kızı olana verilen numaraydı.  Selase ve Bite isimleri üçüncü demekti, üçüncü doğan kızlara verilen numaraydı.  Rabia da dördüncü demekti, dördüncü doğan kıza verilen numaraydı.  Bizimkiler de Rabia'yı çok mübarek ve çok dini içerikli bir isim zannederler. Bilmiyorlar ki Araplar, insandan saymadığı ve isim uygulamaları lüzum görmediği kız çocuklarına işte böyle numara takarlardı,şu an arabalara ayrılan plakalar gibi.!  Dünyanın başlangıcından beri kız çocuklarını, diri ...

"İmamoğlu için “casus” iddianamesini hazırlayan savcıya

Resim
Hüseyin Kocbıyık :"İmamoğlu için “casus” iddianamesini hazırlayan savcıya bir hatırlatma: Savcı bey, iddianamenizi “İmamoğlu’nun 2019 seçimlerini manipüle ettiği” argümanı üzerine kurmuşsunuz. İşinize karışmam, ancak o tarihlerde AKP’de siyaset yapan biri olarak tanık olduğum bir gerçek vardı. O seçimde gerçekten bir manipülasyon yapıldı, bunu yapanlar arşivde ve hafızalarda capcanlı duruyor. Manipülasyon yapmak suçsa en başta “ seçimi ben kazandım” diyerek bilboardlara “kazandık” afişleriyle donatan Binali Yıldırım’ı yargılamanız lazım. Ayrıca saatlerce seçim sonuçlarını açıklamayı durduran Anadolu Ajansını yargılamalısınız. Sayın savcı, iddianameniz bir yargı sürecini taşıyacak hukuki esaslara istinat etmiyor, kamu ve adalet adına arz ediyorum."

Hoca ve Meyhaneci

Cuma vaazında hoca efendi anlatıyormuş: Size içki içirip paranızı alıp yuvanızı yıkarken öbür tarafta evini büyüten, yenileyen kim: meyhaneci... Size kumar oynatıp her şeyinizi elinizden alırken gidip arabasını son model yenileyen kim: meyhaneci... Sizi oyalayıp paralarınızı soyarken kendi köşeyi dönen kim: meyhaneci... Aradan birkaç ay geçmiş, bir adam yolda koşarak gelmiş ve hoca efendinin elini öpmüş: -Hocam sağol, demiş, o verdiğin cuma vaazı sayesinde hayatım değişti.  Hoca efendi pek memnun olmuş,  -Yavrum, demiş içkiyi mi bıraktın tebrik ederim? Adam, -Yok hocam demiş, meyhane açtım 😁😁😁

YALAN SÖYLEDİLER.

Resim
Sabah uyanıyorsun, yorgunsun. Çalışıyorsun, yetmiyor. Yiyorsun, doymuyorsun. Uyuyorsun, dinlenemiyorsun. Sana "Bu hayatın kuralı böyle" dediler. YALAN SÖYLEDİLER Bu bir "Kural" değil, bu senin için tasarlanmış bir AÇIK HAVA HAPİSHANESİ. Neden deden tek maaşla ev, araba alıp 5 çocuk büyütürken; sen karı-koca çalışıp ay sonunu getiremiyorsun? Çünkü sistem değişti. Seni "Aç kalmayacak kadar tok, isyan etmeyecek kadar borçlu" tutmak üzerine kurulu bir düzen var. Para birimi, senin emeğinin karşılığı değil; onların bastığı kağıt parçasıdır. Enflasyon dedikleri şey, cebindeki paranın gizlice çalınmasıdır. Sen zengin olmak için değil, sistemin çarkları dönsün diye çalıştırılan bir pilsin. Okulda sana ne öğrettiler? Eleştirel düşünmeyi mi? Hayır. Para yönetimini mi? Hayır. Sana "SESSİZCE OTURMAYI, ZİL ÇALINCA HAREKET ETMEYİ VE OTORİTEYE İTAAT ETMEYİ" öğrettiler. Mevcut eğitim sistemi, 19. yüzyıl Prusya modelidir. Amacı "Birey" y...

Jeffrey Epstein İlişkileri ve Belgeleri

Resim
2016 yılında Riyad'da Jeffrey Epstein ile Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman'ın birlikte çekilmiş fotoğrafı, Epstein dosyalarının son yayınlanan belgelerinden çıktı. Epstein dosyalarından 2 milyon adedini kenara ayırmışlar, yayınlamıyorlar. Kanun da dinlemiyorlar çünkü bu meselenin içi feci olaylarla dolu. FBI'in elinde bazı yazışmalar var mesela; birinde okudum, 13 ila 14 yaşındaki iki kızı öldürmüş ve gömmüş Epstein ve Ghislaine Maxwell. Ayrıca başkanın tecavüz ettiği 13 yaşındaki bir kız da, dava para vererek kapatıldıktan sonra ortadan kaybolmuş, bugün dahi nerede olduğu bilinmiyor. Her şeyi geçelim; Epstein'i kim öldürdü, onu bile tartışmıyorlar, soruşturma çoktan kapatıldı. Unutulmasın ki, Epstein öldüğünde yine Trump iktidardaydı. Dediğim gibi, bu işin içi necaset dolu. Koca Amerikan sistemi bile çaresiz; hakikati ortaya çıkaracak mekanizmalar, gücün kimde olduğuna bağlı olarak çalışıyor. Bugünkü çete, Anayasa veya kanun dinlemiyor ve kimse de doğrudan m...

Epstein belgeleri neden büyük yankı uyandırdı?

Resim
Epstein belgeleri neden büyük yankı uyandırdı? ABD Adalet Bakanlığı 'nın yayınladığı yeni Epstein belgelerinde Musk ve Gates gibi teknoloji devlerinin sahipleri kadar prens ve prenseslerin adı da geçiyor. Son belgeler siyasette istifa da getirdi. ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche , Epstein belgelerinin inceleme ve denetim sürecinin tamamlandığını duyurdu. ABD Adalet Bakanlığı'nın cinsel suçlu pedofil Jeffrey Epstein davasına ilişkin açıkladığı yeni soruşturma dosyaları kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. 3 milyon sayfadan fazla belge, binlerce video ve 100 binden fazla fotoğrafın yer aldığı son dosyada; özellikle teknoloji milyarderi Elon Musk ve eski İngiltere Prensi Andrew gibi isimlerle yapılan yazışmalar ile çok sayıda fotoğrafın bulunması dikkatleri çekti. Bunların yanı sıra mahkeme belgeleri, tıbbi raporlar ve soruşturma kayıtları da yayınlanan yeni materyaller arasında yer alıyor. ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd B...

Jeffrey Edward Epstein

Resim
Jeffrey Edward Epstein (20 Ocak 1953 - 10 Ağustos 2019) , Amerikalı finansçı, iş insanı ve pedofili suçlusu.  Epstein 20 Ocak 1953 'te Brooklyn, New York 'ta, Yahudi bir ailede doğdu. Kariyerine öğretmen olarak başladı, daha sonra çeşitli işlerle bankacılık ve finans sektörüyle ilgilendi. Gelir gider çalışmalarıyla kısa sürede başarı göstererek multimilyoner oldu. Epstein'ın uzun süre iyi bir iş ve dostluk ilişkisi kurduğu kişiler arasında, Donald Trump, Kevin Spacey, Bill Clinton, Alan Dershowitz ve York Dükü Prens Andrew gibi, dünyanın finansal, siyasi ve kültürel elit isimleri vardı. Epstein'ın ölmeden önceki son hâli, 2019 Doğum : Jeffrey Edward Epstein, 20 Ocak 1953, New York, ABD Ölüm : 10 Ağustos 2019 (66 yaşında), Metropolitan Islah Merkezi, New York, ABD Ölüm sebebi :  Tartışmalı; ası yoluyla intihar Milliyet :  Amerika Birleşik Devletleri Amerikalı Etnik köken : Yahudi Meslek : İş insanı, Finansçı, Broker Tanınma nedeni :  Pedofil suçu Özvarlı...