Türban Türkiye'ye nasıl girdi?
Türban Türkiye'ye nasıl girdi?
"Türkiye'de kanlı pazar olayını kışkırtan islamcı-(MI6) ajanı Mehmet Şevki Eygi'nin gazetesinde köşe yazıları yazan Şule Yüksel Şenler, o yıllarda Anadoluyu gezip kadınlara "başlarına türban bağlamazlarsa cehennemde yanacaklarını" söyler.
1960'larda türbana "Şulebaş" denirdi. Tesettürün nasıl yapılması gerektiğini Anadolu'yu il il gezerek anlattı. Şule hanımı türbana sokan kişi ise Alman CIA ajanı Rotraud Scheer'dir. Bu Alman kadın Said-i Nursi cemaatinden Muhsin Alev ile evlenmişti.
Daha sonra bu Alman kadının ismi değişti, Cemile Alkonavi oldu.
Nursi'ci eşi de Muhsin Alkonavi olmuştur. Şule Yüksel Şenler bu Alman kadınla illeri gezerek "bakın o eski bir hristiyan ve komünistti, ancak şu an tepeden tırnağa tesettürlü" diyerek.
Türkiyede bu Alman kadınla beraber türban propagandasına başladılar.Alman kadınla beraber illeri gezerken alman kadının 6 yaşındaki çocuğu mikrofonu alıp bağırarak toplanan Türk kadınlarına şunu haykırıyordu "Sen ey müslüman! Sen içki içoğ? Yazık sana. Sen başı açık geziyoğ? Makyaj yapıyooğ? Yazık sana , sana şazım cehennem! " salonda önce sessizlik, sonra da gözyaşları ve hayret dolu bakışlar...
İşte Türkiye'ye türban bu şekilde sokulmuştur. Kadınlar bu toplantılara tesettürlü Alman kadını ve 6 yaşındaki oğlunu görmek için koşuyorlardı.
Şule Yüksel Şenler "Alman bile müslüman olup tepeden tırnağa örtünüyorsa, siz neden halen açık geziyorsunuz" diyerek tesettür propagandasını yapıyordu.
Başlarında öğretmenlerle bu toplantılara katılan kız öğrenciler, toplantı sonrası başlarını örtüyorlardı.
Kaynak; (Daha fazla bilgi için sn. Cengiz Özakıncı'nın "İblisin Kıblesi" kitabını okuyabilirsiniz...)


Yorumlar
Yorum Gönder