Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kul-Köle Olan Padişah...

Kul-Köle Olan Padişah... Hükümdarlara ait bilinen en büyük aşk hikâyesi. I. Abdülhamid 'in, cariyelerinden Ruhşah 'a olan bağlılığıdır...  Bu aşkı, Abdülhamid'in Ruhşah'a hitaben kaleme aklığı ve bugün Topkapı Sarayı arşivinde saklanan mektuplarından öğreniyoruz...  Hükümdar, bir mektubuna " Ruhşah'ım. Hamid'in sana kurban ola!... " diye başlıyor:  "Cenâb-ı hallâk-ı âlem (alemin yaratıcısı), mahlûkatın halikidir (yaratılmışların yaratıcısıdır. Bir kusur ile azâb eylemez..  Sana ben-dolmuş (bağlanmış) bir kulunum. Bu gece gel, niyazımdır. Billahi sebeb-i illetim (hastalığıma sebep) ve belki mevtim (ölümüm) olursun. Ayağın allına yüzüm gözüm sürerek rica ederim. Kendimi zaptedemiyorum, billâhi'l-azîm".  Kendisini zaptedemediğini söyleyen ve arzuladığı kadını " ayağının altına yüzünü, gözünü sürerek " davet eden, sıradan bir insan değil, kılmak üzere de olsa yine de koskoca bir imparatorluğun tek hakimidir. Hükümdar, bir başka mek...

Ayasofya Camii vaizi Mehmet Efendi'nin Ölüm Nedeni

Ünlü şair Abdülhak Hamid 'in. bu satırların yazarı olan babası olan Hayrullah Efendi , günümüz Türkçesiyle şöyle demektedir:  "...Bu yıl vefat eden Ayasofya Camii vaizi Mehmet Efendi 'nin ölüm nedeni şu şekilde anlatılır: Adı geçen kişinin Süleymaniye timarhanesi yakınlarında evi vardır.  Delilerden biri kaçıp kurtulmak için yol ararken, bu evin lağımına girer. Dargeçit içerisinde giderken, gözüne bir delikten sızan aydınlık çarpar ve deliğin üzerinden saat şakülüne benzer bir şeyin sarktığını görür.  Deli herif, nefes almayı güçleştiren koku ve pislikten canını kurtarmak için, sağlam bir ip sandığı şeye sıçrayarak iki eliyle birden asılır. Meğer delikten sarkan, dertli şeyhin apdesthanede gönül rahatlığıyla bıraktığı garip erkeklik aleti imiş.  Çaresiz, şeyh, uğradığı bu kazadan ötürü feryad ettikçe, lağımın dibine kurtuluş yolu arayan deli de, sağlam bir ip sandığı aleti sıkıca tutup inad etmiş.  Olayı haber alanlar gelerek kebap şişleriyle delinin başına vur...

Osmanlı'da Seks

Osmanlı cinsellik metinleri...  Öncelikle şunu belirtmemiz gerekli: Bu kitapta yeralan metinlerin hiçbiri bize ait değil. Bunları biz yazmadık, sadece bugüne kadar ele alınmayan cinsellikle ilgili Osmanlıca yazmaların bazı bölümlerini, bugünün diline çevirip naklettik. Yüzlerce yıl önce söylenmiş, yazılmış, çizilmiş konulardı bunlar...  Ve en önemlisi, hepsi "bizim" öykümüzdü. Ama günümüzde her nedense üzerlerinde pek durulmamış, incelenmemişlerdi.. Okuyucuyu dedelerimizin, büyük dedelerimizin, hatta nesiller önceki atalarımızın okuyup zevk aldığı cinsel metinlerle başbaşa bırakmadan önce tekrar söyleyelim...  Kitapta yeralan metinler ve anlatılan olaylar, bazı çevrelere aykırı gelecek olsa bile yüzyıllar öncesinden günümüze kadar uzanan bir geleneğin halkalarıdır ve "bizim" öykümüzdür.  Murat Bardakçı Teşvikiye, 1992  "...YAZIN AVRATLARA, KIŞIN OĞLANLARA..."  "...Yaz olunca avratlara, kışın oğlanlara meylet ki, vücutça sağlam olasın. Zira oğlan teni ...

Sevgi, nefret, korku, ümit

İnsanlar duygu ve düşüncelerine göre hareket ederler. Sevgi, nefret, korku, ümit, zan, inanç, şüphe, bilgi gibi manevî kuvvetler, insanları içten içe, şu veya bu şekilde davranmaya zorlar. Nefret ettiğimiz bir şeyi yapmak bize çok güç gelir. Korku kaleleri yükseltir, hendekleri derinleştirirken sevgi bütün kapıları açar ve bütün ârızaları dümdüz eder.  Yunus’un ısrarla belirttiği gibi, insan hayatında mühim olan «gönül »dür. Gönül, «Çalab’ın tahtı» dır ve dünyaya hükmeden odur. Mağara devrinden bugüne kadar insanları, semavî dinler dışında, çoğu yalan, azı doğru dinler, hayaller ve ideolojiler idare etmişlerdir.  Bugün de insanlar inançlarına göre şu veya bu cephede savaşıyorlar. Eski çağlardaki dinler gibi bugün de ideolojiler, yâni heyecan verici inanç sistemleri devletleri yıkıyor veya yükseltiyor. Şu halde asıl savaş, kafalarda ve kalblerde cereyan ediyor. Bizi yıkmak isteyen düşmanlar artık sadece tüfek ve kılıç kullanmıyorlar. Şiir, roman, piyes, deneme veya fikrî eserle...